Çevre ve kültür katliamlarını böyle görüntüledi


cihan gulbudak belgesel

Reyting rekorları kıran ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışma programında Türkiye’nin ilk ‘thereminist’i olarak çıkan ve yarı finale kadar yükselen müzisyen Cihan Gülbudak, bu kez de ses getirecek bir belgesel ile uğraşıyor. ‘Isengard: Anadolu’da muhafazakâr talan ve bilanço’ ismini verdiği 18 dakikalık belgeseli için tek başına 10 günde 4 şehir dolaşan Gülbudak, havadan çekim tekniği ile çevre ve kültür katliamlarını görüntüledi. Belgesel süresini 2 saate çıkarmaya çalışan ve 30 farklı şehri de listesine ekleyen müzisyen, neden böyle bir işe giriştiğini ve belgesel için başlattığı bağış kampanyasını anlattı. Bir yandan Gezi Parkı olayları döneminde açılan davalardan dolayı mahkemelerle uğraşan genç müzisyen, belgesel çekiminde arkadaşlarının kendisini yalnız bıraktığını, ve annesinin destek olmak için kendisiyle gelip gözaltına alındığını da söyledi.


DEVLET SADECE O BÖLGEYİ SATIN ALAMADI

Bu kadar mahkemelik olmuşken bu işe girişmeye nasıl karar verdin?

Başlangıç noktam politik sorunlardan kaçmaktı. İstanbul’u bırakıp, memlekete, Fatsa’ya gittim. Fatsa’ya gitme nedenlerimden biri de tepki konulacak durumlar karşısında insanların bizleri yalnız bırakması oldu. Kitle olarak durmamız gereken bir yerde bakıyorum 15-20 kişiyiz. Ordu Türkiye’de balın en çok üretildiği yer ve ben de Fatsa’ya arıcılık yapmak için gitmiştim ama oradaki manzara tokat gibi vurdu. Şuan Fatsa’da siyanür ile altın aranıyor. Siyanürle altın aranan yerin 20 kilometre çevresinde tarım alanının ve yerleşim yerlerinin bulunmaması gerekiyor. Siyanür bir zehirdir. Arılar akıllı hayvan oldukları için bir süre sonra o bölgeden kaçacaklar. Bu duyarlılıkla doğaya da kaçsam politik mevzulardan kaçamayacağımı gördüm ve böyle de başlamış oldu. Ayrıca yine Fatsa’daki görüntülere dikkat edilirse inşaat alanının ortasında yeşillik bir alan var. Herkes o bölgedeki arazisini devlete satarken oranın sahibi satmamış. Bu da beni çok etkiledi.

– Belgesel hazırlığı ne kadar sürdü, hangi şehirlerde çekimler yaptın?

İstanbul’da 9 farklı noktada bunun dışında Antalya, Ordu ve Van’da çekimleri gerçekleştirdim. 20 Mayıs’ta yola çıktım, Haziran’ın başında çekimleri tamamladım. Gece oralarda durmamam gerekiyordu çünkü kalsaydım ekstra bir ücret çıkacaktı bana. Uyku problemini otobüslerde hallettim. İstanbul’dan Finike’ye gittim. Finike’de işimi halledip Fatsa’ya döndüm. Fatsa’dan hareket edip Doğubeyazıt’a gittim.

-Belgeselin adı konusunda sosyal medyada bir takım eleştiriler var. Bunlara ne diyorsun?

Ben isminin böyle kalmasını mantıklı buluyorum. Bir isim bulalım mesela ‘Bilanço’ olsun. Hiçbir şey değiştirmeyecek isminin farklı olması. Bence belgeselin az kişi tarafından bilinmesi de iyi bir şey.

-18 dakikalık kısa belgeselde sadece bir anlatıcı var. Bir uzmanın çıkıp görüşlerini bildirmesi daha etkileyici olmaz mıydı?

Belgeselde bilgileri sunarken akademik kaynaklardan yararlandım. Bu konudaki kitapları, bakanlıklara sunulan raporları okuyup derledim. Evet izleyiciler için bir anlam ifade edebilmesi için bir akademisyenin olması gerekiyordu fakat kiminle görüştüysem belgeselin içeriğinden dolayı olumsuz cevap aldım.

-Belgeselin dilinin çok sert olmasının nedeni nedir? AK Parti eleştirisi konusunda ne demek istersin?

Belgeseli bugün için tasarlamıyorum. 20 yıl sonra bakıldığında elde ciddi bir belge olsun diye tasarlıyorum. Ve yıllar sonra ‘adam haklıymış’ demelerini çok istiyorum. Evet belgeselin dili sert ama bu sadece AK Parti ile alakalı değil. AK Parti değil de başka bir parti zamanında yapılmış olsaydı belgesel yine bu kadar sert bir üsluba sahip olacaktı. Bu, Türkiye’deki her türlü şeyin yozlaşmasıyla alakalı bir mevzu.

“ANNEM İLE BİRLİKTE GÖZALTINA ALINDIK”

-Çekim sırasında ne gibi sorunlar yaşadın? 3 kez gözaltına alındığından bahsediyordun…

Ekipmanları 6 ay önce toplamaya başladım. En çok teknik altyapıyı oluşturmak zorladı beni. Keşke imkanım olsaydı da yere yakın uçuşlar yapabilseydim diyorum. Drone (insansız hava aracı)’u uçuruyorsun ama önüne ağaç geçince bozuluyor. Alıcı ve vericileri güçlendirmek gerekiyor ki bu da bir drone kadar maliyet ortaya çıkarıyor. Ben ormanın içerisinden bir kuytudan havalanıyorum. 1 kilometre öteden çekimler yapabildim. Oradaki kamyonların dibine kadar girebilseydim insanlar çok daha büyük ve etkileyici bir manzara ile karşılaşacaklardı. Çekim sonrasındaki kurgu aşamasında da bilgisayarım yetersiz kaldı. Bunlar teknik anlamdaki sıkıntılardı. Tek kişi olmamın sorunlarını da çok yaşadım. Maddi sıkıntılardan dolayı bazı yerlere saatlerce yürüdüm. 15 kilometre yürüyüp bir çobanla karşılaştım mesela. Ona bile belgesel için bu kadar yol kat ettiğimi inandıramadı. Bu aletin iki kişi ile kullanılması gerekiyor. Birisi kullanacak diğeri kamerayı çevirecek. Bunu en az 10 arkadaşıma teklif ettim. Herkes ağaç dostu, direniyordu ama kimse gelmedi. Mecburen kameranın kumandasını anneme teslim etmek zorunda kaldım. İlk jandarma tarafından gözaltına alındığımda da yanımda annem vardı. 2 kez İstanbul’da 1 kez de Finike’de gözaltına alındım.

%3’LÜK TRAFİK İYİLEŞTİRMESİ İÇİN 1,5 MİLYON AĞACI KESMEYİN

-Video paylaşım sitelerindeki ‘Yollar köprüler yapılmasın mı, eşekle mi gezelim’ yorumları için ne dersin?

Bu yorumları yapanlar için şu kadarcık çaba harcamam. İzleyenler bu adamlara karşı bilensin ve destek olsun. Bunlara karşı ne kadar güçlü olabileceğimizi göstersinler. Bunları medeni yollarla adam edemeyeceğimizi biliyorum. İkinci köprü yapılırken de aynı şey söylendi bu insanlara. Ama ne oldu? Köprünün başlangıç ve bitiş yerlerine bir Kağıthane bir Ümraniye kuruldu. İkisinin de ne kadar ileri seviyede olduğu belli. Mevzu kesinlikle trafik değil. Kaldı ki trafik sorunundan dolayı olsa bile şuanki transit trafiğin İstanbul’a yükü %2-3. Makine Mühendisleri ve Mimarlar Odası’nın rakamı bunlar. Yüzde 3’lük trafik iyileştirmesi için lütfen 1,5 milyon ağaç kesmeyin. 1,5 milyon rakamı da resmi bir rakam.

-Çekim öncesinde ve sonrasında insanların tepkisi nasıl oldu?

Gittiğim yerlerde insanlar çok yardımcı oluyor. Kötü bir tepkiyle karşılaşmadım fakat beni ‘yetkili bir ağabey’ zannedip ‘Ne olacak?’ diye soruyorlar. Belgeseli çekerken bazılarının ‘Zaten bunları biliyorduk’ demesini bekliyordum ama meğer kimse bilmiyormuş. Belgeselin bu kadar derli toplu olması insanları çok etkiledi. Birçok kişinin ilk sorduğu soru ‘Güzel proje, kim finanse ediyor?’ oldu. ‘Ben tek yapıyorum’ dediğimde içlerinden ‘keriz’ dediklerini çok net görebiliyorum. Şimdi kampanya başlattım, ‘Yardımda bulunun’ diyorum, bakalım belki de bulunacaklardır.

-Çalışmanda çevre duyarlılığı kadar kültür katliamlarından da bahsetmişsin. Özellikle İshak Paşa Sarayı’nın üzerinin PVC ile kaplanması videoyu izleyen birçok kişiyi oldukça şaşırtmışa benziyor.

Altına her an market açılacak gibi bir hava var değil mi? Birisi de demedi mi, durdurmadı mı çok merak ediyorum. Orası dünyanın ilk kalorifer sisteminin yapıldığı yer. Benim İslamiyet’e karşı bir eleştirim yok ki. Diyorum ki İslamiyet bu kadar incelikli ve medeni bir seviyeye ulaşmışken, bu tür siyasi mücadelelerle yozlaşarak günümüze gelmiş. ‘Muhafazakar’ deyince insanlar kendilerine yönelmiş bir şey sanıyor ama siz muhafazakar olduğunuz gerekçesiyle sermayeyi ele geçiriyorsanız bence en büyük millet düşmanısınız. Devam eden görüntüde Beyazıt’taki yangın kulesine baz istasyonu koymuşlar. O kuleye kızıl bayrak çekildi gerekçesiyle ‘Kanlı Pazar’ gerçekleşti ve insanlar öldü. Demek ki bu kadar hassas değilsiniz. Çünkü oradan esinlenip minarelere de baz istasyonları koymuşsunuz. Muhafazakar insan bunu nasıl kabul edebilir? Bu çok incitici bir şey.

-Indiegogo’da bağış kampanyası başlattın. Kampanya başarılı olduğunda çekilecek olan 2 saatlik belgeselde 18 dakikalıktan farklı neler olacak?

40 bin dolar bu iş için çok makul bir fiyat. Türkiye’nin 30 şehrindeki çarpıklıkları bir bir çekeceğim. Uçuş cihazlarını ve ekipmanlarını güncellemem gerekecek. Ayrıca bağışçılar için kaliteli bir fotoğraf kitabı, dvd, posterler basılacak. Bunların da bir maliyeti var. 10-15 bin TL sadece fotoğraf kitaplarının maliyeti. Tüm bunlar da bağışlanacak olan 40 bin dolardan harcanacak. Bana ‘Sivil toplum kuruluşlarına git’ diyorlar. Görüşmeye gidiyorum ‘Bu para çok’ deniyor. Belgeselde kullandığım drone piyasaya yeni çıkan bir modeldi ve bataryası çok sınırlı sayıda bulunuyor. Bu çekimleri 20 dakikada gerçekleştirmem gerekti. Yeni belgeselde çok daha yakın ve mantıklı çekimler yapacağım. Çünkü elimde 4-5 adet batarya olacak. En önemlisi konaklama sorununu halledeceğim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.